PAKSÜT'E ULAŞILAMIYOR !

Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Paksüt, doğruyu söylemediği belirlenince dün telefonlarını açmadı.Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile görüşmesini önce inkâr eden, görüşmenin Taraf gazetesinde yer alması üzerine "Irak harekâtını konuştuk" diyerek kabul eden Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, dün gün boyu telefonlarını açmadı. Paksüt'ün, gizli görüşmenin yayınlandığı gün ise, bu çelişkiyi sitemkar şekilde hatırlatan gazeteciye diplomatik bir yanıt verdi: "Çelişki yok. Davalarla ilgili görüşmedim..."
ÇELİŞKİYİ YAZDI
Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu, önceki günkü yazısında Paksüt-Başbuğ görüşmesi ile ilgili bir iddia ortaya attı. Berberoğlu, Paksüt-Başbuğ görüşmesine ilişkin bilginin haber Taraf gazetesinde çıkmadan bir gece önce kendilerinde de bulunduğunu yazdı. Berberoğlu köşesinde, Paksüt Başbuğ görüşmesi için, "Paksüt'e iki kez sorduk. Kesin bir dille yalanladı. 'Paşa yakın dostumdur hep görüşürüm. Ne gariplik var bunda' diyemedi" ifadesini kullandı. Berberoğlu'nun köşe yazısının satır aralarında kalan bu çelişki, Paksüt'ün gazetecilerle Ankara Tenis Kulübü'ndeki sohbetinde de gündeme geldi. Paksüt, kendisine dolaylı şekilde bu çelişkiyi hatırlatan Hürriyet muhabirine diplomatik bir yanıt verdi: "Ben 'Davlarla ilgili görüşmedim' dedim. Çelişki yok. Sayın Başbuğ'u NATO'da görev yaptığım dönemden tanırım. Kendisiyle bugüne kadar iki veya üç kez görüştüm."
Doğan medyası görmedi
PAKSÜT'ÜN, Org. Başbuğ ile görüşmesini önce yalanlaması, sonra kabul etmesi Doğan Grubu gazetelerinde yer almadı. Genelkurmay'ın açıklamasına ise şöyle yer verildi:
* Hürriyet: "Hesabı Yargı önünde verirler" başlıklı ana sayfadan verilen açıklama iç sayfada, "Karalamanın hesabı verilir" diye sunuldu.
* Milliyet: Birinci sayfadan "TSK: Seviyesiz karalama" başlığıyla verilen Genelkurmay açıklaması, iç sayfada, "Askerden sert yanıt" şeklinde sunuldu.
* Vatan: Birinci sayfadaki, "TSK: İftiralara dava açacağız" haberi, iç sayfada "Komutanlara karşı maksatlı bir karalama kampanyası var..." cümlesiyle verildi.
* Radikal: "TSK: Karalayan hesabını verecek" başlıklı haber iç sayfada, "TSK: Karalama kampanyası var" diye sunuldu.
SABAH
Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
SIZAN BELGELERİN SORUMLUSU KİM?

Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar ortaya çıkan belgelerin sorumlusuna işaret ediyor.
Ergenekon’un büyük oyunu
Yüksek Askeri Şura tarihi yaklaştıkça ilginç bilgi, belge ve fotoğraflar simitçi tezgahına kadar düşmeye başladı.
Geçen ay başlayan savaş, giderek artan dozda devam ediyor. Önceki yazılarımı ve bazı gazetelere verdiğim demeçleri takip edenler hatırlayacaktır. Şura yaklaştıkça işlerin kızışacağı ve gerginliğin tırmanacağını ifade ederken, bazı paşaların koruma sayısının arttırıldığı yolunda duyumlar geldiğini anlatmıştım.
Ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için önce kısa bir özet yapalım. İlk olarak geçen ay AB fonlarından destek alan sivil toplum kuruluşları ve temsilcilerinin fişlendiği andıç çıktı ortaya. Andıç, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner’in Genelkurmay 2. Başkanlığı döneminde hazırlanmıştı. İlk bakıştaki hedef, şurada Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na kesin gözüyle bakılan Işık Paşa’ydı.
Bu ay tansiyon iyice yükseldi. Çok sayıda basın kuruluşuna Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Yahudilerce kutsal sayılan Kudüs’teki ünlü Ağlama Duvarı önündeki görüntüleri postalandı. Derken Başbuğ’un Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’le üç kez ‘gizli’ görüşme yaptığı ortaya çıktı. İlk bakıştaki hedef, şurada Genelkurmay Başkanlığı’na kesin gözüyle bakılan İlker Paşa’ydı.
Eş zamanlı bir başka gelişme yaşandı. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun’un ağır şeker hastalığı, kalp kapakçığı sorunları, kök hücre nakli gibi çok gizli sağlık sırlarını gösteren raporlar internete düştü. ‘Metacafe’ sitesi çıkışlı bu rapor, neredeyse tüm haber portallarında yer aldı. İlk bakıştaki hedef, şurada 1. Ordu Komutanlığı’na kesin gözüyle bakılan Ergin Paşa’ydı.
AK Parti neden olmaz?
Genelkurmay’ı yakından takip eden yazar ve muhabirler çok iyi bilir ki, ‘hedef’ haline getirildiğini düşündüğümüz bu üç general, birbirinden bağımsız ve aynı düşünce kalıbı içinde değiller. Örnekle anlatmak gerekirse, 28 Şubat sürecinde karşılaştığımız Çevik Bir - Erol Özkasnak gibi ‘dava kardeşliği’ yoktur aralarında.
O halde bu tespitten nasıl bir sonuç çıkar? Kaba bir yorumla, komuta kademesinde bir ekip çatışmasından söz edilebilir. Dolayısıyla bu belge trafiğinin iç çatışma ürünü olduğu düşünülebilir. Ama gerçekçi olmaz. Ayrıca komutanlara büyük haksızlık olur. Kaldı ki, böyle bir iç çatışma terfi ve tayinleri pozitif yönde etkilemez, tespiti de kolaydır.
Ekip kavgası değilse, peki o zaman nedir? Hakkında kapatma davası açılan AK Parti, belge trafiğini yönlendirerek TSK’ni kuşatma altına almak mı istiyor? İki temel nedenle mümkün değil: 1- Osman Paksüt ve Önder Sav örneğinde yaşandığı gibi ‘dinleme-takip’ tartışmalarıyla hedef haline getirilen AK Parti’nin sırtındaki sopa sayısı artar, kapatma davasını olumsuz etkiler. 2- Sızan bilgi, belge ve fotoğraflar, siyasi iktidarın emniyet gücüyle toparlama ve yayma kabiliyetinin çok üzerindedir. Yani, o kadar gücü ve imkanı yoktur, istese de yapamaz.
Ordu içindeki Ergenekon
Çok basit stratejik mantıkla bu sonuca ulaşmak mümkün olmasına rağmen, Doğan Grubu’na ait gazetelerin kamuoyuna enjekte etmeye çalıştığı imaj ise, siyasi iktidar ile TSK arasında kapatma davasından kaynaklanan bir kavganın yaşandığı yönündedir! Gerçeği yansıtmayan bu haberlerin sebebi ise bulanık suda balık avlamaktan öte anlam taşımıyor.
Bu kavga siyasi iktidara da TSK’ne de yarar sağlamıyorsa, bu çatışmadan kim, ne yarar umabilir? Cevabı bulunması gereken asıl soru budur. Bu yola düştüğümüzde karşımıza iki büyük grup çıkıyor; 1-Ergenekon 2. Doğan Grubu
Çünkü; Ergenekon köşeye sıkışmış durumda. Yakında iddianame açıklanıyor. Büyükanıt’ın kendilerine sahip çıkmadığını düşünen Ergenekon çetesi, şimdiden Başbuğ’u etki altına almak ‘topal ördek’ kıvamına getirip mutabakat için masaya çekmek istiyor. Ergenekon’un niyeti, sadece AK Parti’nin kapatılması değil tümüyle tasfiyesi, gerekirse 2009’da darbe yapılmasıdır.
O nedenle diyorum ki; TSK’ne sızmış Ergenekon’la bağlantılı bazı isimler, bilgi, belge ve fotoğraf transferinde önemli rol oynamış olabilirler. Genelkurmay, acilen bu köstebekleri bulmalı ve üzerine gitmelidir. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarla diyaloğa geçilirse eminim ki, işleri büyük ölçüde kolaylaşacaktır.
Ergenekon üzerinden atış
Bu gelişmeleri, siyasi iktidarın TSK’ni yıpratma kampanyasının parçası haline getirmek isteyen Doğan Grubu ise avuçlarını ovuşturup AK Parti’yi Genelkurmay’a dövdürerek kazançlı çıkmanın gayreti içinde. Radikal’in cumartesi günü Murat Yetkin imzasıyla manşete taşıdığı haberin başkaca bir açıklaması yoktur.
Şemdinli soruşturması başta olmak üzere ‘gizli’ nitelikteki tüm soruşturmaları tutanaklarıyla birlikte yayınlanan Doğan grubunun, Ergenekon konusundaki ‘resesif’ tavrını herhalde ‘medya etiği’ olarak açıklamak safdillik olur.
Ergenekon haberlerinin kesilmesinin baş müsebbibi ise Hürriyet Başyazarı ve Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi değil mi? İlk kez bir meslek kuruluşunun başındaki şahıs, savcıları sansüre davet etti. Ne hikmetse art arda davalar açıldı ve Ergenekon haberleri yapılamaz hale getirildi. Yine ilk defa gazetecilik faaliyeti Ergenekon’la birlikte ‘sızdırmacılık’ basitliğine indirgendi, ‘usul’, ‘esas’ın önüne geçirildi. Ergenekon ayarlı medya, ortadaki pisliği konuşmak yerine mesleğe ‘kim sızdırdı’ hafiyecilik oyununu bulaştırdı.
Özetle, başkentten memleket manzarası böyle. Umut ederim; Öküz altında buzağı arayanlar da bir gün gerçeği görmek isteyip Cem Yılmaz gibi ‘Mucize bu, görüyorum’ diye bağırırlar.
ŞAMİL TAYYAR- STAR GAZETESİ
Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
KÖŞK’TEKİ YASAĞI LPG'Lİ FORD'LA DELDİ

ÇANKAYA Köşkü’ndeki LPG’li araç yasağını ÖDP lideri Ufuk Uras deldi. Uras’ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün daveti üzerine Çankaya Köşkü’ne gittiği aracın LPG’li olduğu ortaya çıktı. Uras da ‘Köşk’e giderken bunu bilmiyordum, aslından bilmeden suç işlemişim’ dedi. Makam aracı olmayan ve hayatında hiç araba kullanmamış olan Uras, 28 Mart’ta Gül’den davet gelince ne yapacağını şaşırmış.
İŞÇİ SINIFININ CADİLLAC’I
ÖNCE taksiyle gitmeyi düşünen Uras, sonra bunun pek uygun olmayacağını düşünüp araç aramaya başlamış. Çareyi partiye ait otobüsün şoförlüğünü yapan Mehmet’ten yardım istemekte bulduğunu anlatan Uras, ‘Beni arabanla Köşk’e bırakır mısın Mehmet’ dedim. O da beni kırmadı, özel arabasıyla götürdü’ dedi.
star’a, Köşk’e çıktığı aracı anlatan Uras, ‘Başka araç olmadığı için bizim Mehmet’in arabasıyla Köşk’e gittik. Ama araba da LGP’liymiş. Çankaya Köşkü’nde LPG’li araç girişinin yasak olduğunu sonradan öğrendim. Yani bilmeden suç işlemişim’ diye konuştu. Köşk’e gittiği arabayı ‘işçi sınıfının Cadillac’ı’ diye tanımlayan Uras, ‘Bisikletle gitsem olmuyor. Bir daha Köşk’e gitmem gerekirse yürüyerek gideceğim’ dedi.
Ford Taunus ilgi odağı olmuştu
CUMHURBAŞKANI Gül’ün liderler davetine partinin şoförünün arabasıyla giden ÖDP lideri Ufuk Uras, basın mensuplarının da ilgi odağı olmuştu. 92 model Ford Taunus marka araçla Köşk’e girerken görüntülenen Uras, ‘Arabanız eskiymiş’ diyen gazetecilere, ‘Arabamız eski, ama siyasetimiz yeni’ karşılığını vermişti.
STAR
Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
İŞTE CHP'NİN GERÇEK YÜZÜ !

Egemen Bağış'ın 'Zeyno Baran CHP'nin akıl hocası, partiye ABD'den görülmemiş destek var' çıkışına partiden yalanlama gelmedi. Öymen'in açıklamalarının kendisini doğruladığını söyleyen Bağış, 'Yazıdaki faşist ve laik hükümeti CHP mi kuracak?' diye sordu
AKP Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, Hudson Institute uzmanlarından Zeyno Baran'ın International Herald Tribune gazetesinde yayımlanan makalesi ile ilgili olarak yaptığı açıklamanın 'CHP'nin gerçek yüzünü ortaya çıkardığını' belirterek 'CHP'nin hangi çıkmaz sokaklarda, kimlerle işbirliğini yaptığını gösterdik. İnfial halinde kanal kanal gezip çırpınıyorlar' dedi.
YALANLAMA YERİNE ÖYMEN'DEN TASDİK
Bağış, açıklamasında şunları kaydetti: 'CHP'nin hangi çıkmaz sokaklarda, kimlerle işbirliğini yaptığını gösterdik. İnfial halinde kanal kanal gezip çırpınıyorlar. Biz CHP'den 'Bu yazılarla bu senaryolarla kesinlikle hiçbir ilgimiz yoktur' açıklaması beklerken Sayın Onur Öymen'den tasdik ve itiraf geldi. Kendisi açıklamalar yapmış ve açıklamasında isimler verip bu isimleri savunmuş. Yazılanları tasdik edip, yazanlara destek beyan etmiş. O zaman asıl sorumuza cevap versin: Savunduğunuz kişilerin kaleme aldığı faşist ve laik hükümet senaryosu nedir? Bu senaryodaki CHP katkısı nedir? Gururla destek beyan ettikleri ve isim isim saydığı Washington'daki iki kişi ve de bir kuruluştur. Bunların çizgileri bellidir. Maksatları bellidir. Aslında hükümetimize karşı 'yeni' bir tavırları da yoktur, yıllardır sürdükleri bilinen iftiralarına devam ediyorlar. Biz bu kişileri yıllar önce 'kiralık kalemler' diye nitelemiştik.'
KİRALIK KALEMLERDEN MEDET
'Bu birkaç kişilik profesyonel ekibin Türkiye'den sipariş alarak koordineli kampanya yaptığını' da yıllar önce söylediklerini ifade eden Bağış, bu konuda gereken cevapları da verdiklerini kaydetti. Son gelişmeler ışığında, 'CHP'nin bu sipariş trafiğinin neresinde yer aldığını merak ettiklerini' ve 'son gelişmeyle de tam ortasında yer aldığının ortaya çıktığını' belirten Bağış 'Bu küçük kiralık grup 'ABD' değildir. 'ABD yönetimi' hiç değildir. CHP, Washington'daki bir avuç kiralık kalemden medet umarken, karanlık dolaplar peşinde koşarken Alman sosyal demokratları, CHP'yi sosyal demokrat saymayıp Türkiye'ye geldiklerinde ziyaret bile etmiyor' dedi.
Türkiye'de demokrasi, özgürlükler, insan hakları ve laiklik konusunda AK Parti'nin sicilinin sağlam olduğunu vurgulayan Bağış, 'Bizim Türk Milletinin güven ve desteğinden yana hiçbir sıkıntımız yoktur. Uluslararası kamuoyunun ve dost ve müttefik hükümetlerin destek ve ilgisinden yana da sıkıntımız yoktur. Dünyadaki muhataplarımız kiralık kalemler değil, devlet ve hükümet yetkilileri, parlamentolar, anayasal organlar ve özgür medyadır' şeklinde konuştu.
Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
SAV'A TABANDAN GELEN EN SERT TEPKİ

Halktan çok ciddi eleştiri aldıklarını belirten İnegöl İlçe Başkanı Necmi Demir, "Sav'ın sözleri Türkiye'yi şoke etmiştir, hacca gitmek isteyen yaşlı bir insana bu sözler söylenmez. Yetkim olsaydı onu partiden uzaklaştırırdım. Konunun artık örtülecek bir yanı kalmamıştır." dedi. Demir, Sav'ın dine ne kadar bağlı olduğunun da tartışmalı olduğunu savundu.
Hz. Muhammed (sas) ve hac ibadetini alaya alan CHP Genel Sekreteri Önder Sav'a parti içinden de tepkiler yükseliyor. Bu sözlerin grupta tartışılmasını isteyen Konya Milletvekili Atilla Kart'ın ardından İnegöl İlçe Başkanı Necmi Demir, tavrını ortaya koydu. Demir, "Sav'ın, Hz. Muhammed (sas) hakkındaki sözleri Türkiye'yi şoke etmiştir, hacca gitmek isteyen yaşlı bir insana bu sözler söylenmez. Yetkim olsaydı onu partiden uzaklaştırırdım." dedi. Demir, Sav'ın dine ne kadar bağlı olduğunun da tartışmalı olduğunu savundu. Seçilmiş kişilerin konuşmalarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Demir, şöyle devam etti: "Ben sizinle Necmi Demir olarak konuşmuyorum. Bir partiyi temsilen ilçe başkanı olarak konuşuyorum. Sözlerime dikkat etmem lazım. Sav'ın dine ne kadar bağlı olduğu da tartışılır. Ben dinime bağlı bir insanım. İnegöl ilçe başkanı olarak, 'istifa etsin' deme yetkim yok. Ancak ilçe yönetimimden birisi olsaydı gerekeni yapardım. Yetkim olsaydı Hz. Muhammed'e dil uzatan birini partiden uzaklaştırırdım. Konunun artık örtülecek bir yanı kalmamıştır. Bana hacca gitmek isteyen birileri geldiğinde yardımcı olmaya çalışıyorum. Genel sekreterin açıklamaları bizleri üzmüştür." Parti tabanından çok ciddi tepkiler geldiğini kaydeden Demir, konuyu il toplantısında sert bir dille gündeme getireceğini sözlerine ekledi.
Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı